Çok yoruldum. Ama hiç bir yorgunluk, bu denli mutlu edemez beni. Öğle arasında koştura koştura dışarı çıktım ve yarın doğum günü olan biricik eşime hediyeler aldım. Onun kadar özel değil ama zaten ona, onun kadar özel bir hediye bulamam ki!Yok çünkü öyle bir şey...
Ayrıca pasta yapmaya vaktim olmayacağı için onun en sevdiği pasta olan franbuazlı pasta siparişimi de çoktan verdim bile. Bu gece onun için bir sürpriz planlıyorum. Eğer yarın yaparsam, bu beklenir bir şey olur ama bu gece saat on ikiden sonra hiç de beklediği bişey değildir uykudan uyandırılıp mum üflemek.:) (Belki uyanmak biraz zor gelecek ama olsun, sürpriz değil mi? Sanırım önce gerçek mi rüya mı diye düşünecek :)) Aslında içimden ne geliyor biliyor musunuz; yarın eşimin annesini aramak ve sevdiğim insanı dünyaya getirdiği için ona teşekkür etmek!
Muhtemelen abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama bir de şöyle düşünün; neden uğraşıp didinip duruyoruz şu hayatta? Mutlu olmak istiyoruz çünkü. O halde mutlu olmamızı sağlayanlara, daima yanımızda olanlara, yalnızca nefesleriyle, sesleriyle bile bize destek olabilenlere bir teşekkür borçlu değil miyiz? Bence onlar tüm güzellikleri hakediyor. İzninizle bu satırları sevgili eşim için ayırmak istiyorum.
İyi ki doğdun...İyi ki yanımdasın...Doğum günün kutlu olsun...