21 Ekim 2009 Çarşamba

Kakaolu Islak Kurabiye(Browni Kurabiye)


Çok güzel bir kurabiye tarifi ile "Günaydın" demek istiyorum. Sevgili Aydan'dan aldığım, yerken ağızda dağılan, browni tadında süper bir kurabiye.Tarifimize gelince;

Malzemeler:

1 paket margarin(Yayla marka kullandım)
2 kahve fincanı şeker
2 yumurta
3 yemek kaşığı kakao(ben Kurukahveci Mehmet Efendi markalı olanı kullandım)
3 yemek kaşığı hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu(Dr. Outker marka kullandım)
4 su bardağı kadar elenmiş un
Bir miktar iri dövülmüş ceviz(ben fındık kullandım)

Şerbeti için:
3 kahve fincanı su
3 kahve fincanı şeker

Yapılışı: Margarin ve şeker iyice karıştırıldıktan sonra, diğer malzemeler eklenir ve ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak, yuvarlanır ve tepsiye dizilir.(ben tepsiyi yağlamadım, sadece yağlı kağıt serdim) 160 derecelik fırında 15-20 dakika kadar pişirilir.

Şerbeti: Su ve şeker karıştırılarak, kaynatılır. (kaynama süresine gelince, bir iki tıkırdaması yeterli diyebilirim.)
Kaynatılan şerbet iyice soğutulur. Fırından yeni çıkmış olan, sıcak kurabiyelerin üzerine dökülür.

*Şimdi kurabiyenin püf noktalarına gelelim, mutlaka unun elenerek yapılması gerekiyormuş, aksini denemedim ama hamur tutmuyormuş o zaman. Bir de kurabiyeler fırından çıkar çıkmaz, soğuk şerbeti üzerine dökmemiz gerekiyor.

İşte bu kadar, çok basit ve bir o kadar da lezzetli bir tarif. Umarım güzel sonuçlar alır ve sevdiklerinizle bu güzel lezzeti paylaşırsınız.

20 Ekim 2009 Salı

MUTLULUĞUMU PAYLAŞMAK İSTİYORUM...

Evet, yazmayalı uzun bir zaman oldu ve biz artık üç kişilik bir aile olmaya gebeyiz. Doğru okudunuz, minik Ferya Nil'imizin doğmasına 4 ay kadar kaldı. Öyle mutluyuz ki... Rabbim herkesin tüm dileklerini, bebek isteyenlerin de bebiş dileklerini kabul etsin... Önce hazır olmadığımı düşünüyordum ama bir kere hissettinizmi o minik ellerin karnınıza dokunduğunu, dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz. Bir sürü endişelerim vardı hayata dair; nasıl bir çocuk yetiştirebilirim, ahlaklı bir insan kazandırabilir miyim bu dünyaya, ya bakamazsam, ya iyi bir anne olamazsam vb.. Bu sorulardan daha onlarcası kafamda dolaşıyordu, ama inanın şu an tüm sorunların üstesinden geleceğimizi biliyorum ve birinin parmağımı tutarak bana bakmasını, gülümsemesini her şeyden çok istiyorum. Görüşemediğimiz zamanın en güzel hediyesiydi bu bebek bizim ailemize... Şimdiden hoşgeldin sevgili kızım aramıza...İnşallah, sağlıklı bir bebek olursun, tüm insanlık için dilediğim gibi.

Bu arada başka neler oldu; nihayet mutfağında daha da huzur bulduğum, vakit geçirirken oraya buraya çarpmadığım bir eve taşındık:) Bu güzel mutfak da biliyorum ki kızımın nasibi. Ona bu mutfakta kurabiyeler yapmayı öğreteceğim...

19 Ekim 2009 Pazartesi

çoook uzun bir aradan sonra...

Öyle uzun bir zaman geçti ki yazmayalı... Tamamen teknolojinin kurbanı oldum ve bir şekilde yazmam engellendi. Neyse, artık burdayım, yeniden karşınızdayım:)
Geçen zaman zarfında çok güzel tarifler denendi, lezzetler dostlarla paylaşıldı. Ama bugün tarif vermeyeceğim, çünkü bugün bir "yeniden giriş"günüydü. Yarın çok güzel bir kurabiye tarifi ile sizlerle birlikte olacağım, yalnız şunu da belirtmek isterim ki, tariflerin fotoğraflarına yine bir süre ulaşamayacaksınız:(
Bu arada neden şimdi başlıyorum sorusuna gelince, çok tatlı bir arkadaşımın verdiği destek, parmaklarımın hızlanmasına, üzerimdeki mahmurluğu atmama sebep oldu. Nazlı'ya sevgilerimle...

19 Mart 2008 Çarşamba

GÜZEL BİR CUMARTESİ SOFRASI...


Haftasonu üniversiteden arkadaşlarla buluştuk ve sevgili arkadaşım Zeynep'in evinde toplandık. Eski günleri yadetmek, gelecek umutlarından söz etmek ve bunların yanında arkadaşlarımın çocuklarından konuşmak (hatta sevgili Nazife'nin minik oğlunun güzelliğini seyretmek) ve Zeynep'imin bizim için bolca zahmet harcayarak hazırladığı harika lezzetlerinden tatmak son derece keyif vericiydi. Ellerine sağlık canım, gerçekten "döktürmüşsün:)" yine...
Neler mi vardı sofrada? Kremalı Elma Tatlısı, Sütsüz Kek, Gül Tatlısı, Zeytinyağlı Yaprak Sarması ve Kuru Biber Dolması, Lahana Salatası, Karnıbaharlı Sebze Salatası, müthiş bir Pizza ve Mercimek Köftesi...Soframızdaki en önemli şey de sıcacık muhabbetti...
Tüm bu güzel lezzetlerin tarifleri, çok yakında sevgili Zeynep'ten alınacak ve sizlerle paylaşılacak...

11 Mart 2008 Salı

ŞUBAT AYINI ATLADIK MI NE?


Her ne kadar Sevgililer Günü'nü yaşadığımız şubat ayını boş geçmiş bile olsam, bu süper pastayı sizlerle paylaşmadan edemem. (keşke bir tepsiye koyup da fotoğraflasaydık dimi:))
Umarım yalnızca özel günlerde değil, her gün kalbinizin derinliklerinde sevgisini hissettiğiniz, yanınızda değilken, kendinizi "yarım kalmış" hissettiğiniz bir aşkınız vardır yaşamınızda...
İllaki eşiniz yada sevgiliniz olması gerekmiyor, anneniz, babanız, kardeşiniz yada bir dostunuz, hepsi de yokluklarında özlem duyduğunuz aşklarınız olabilir. Sevgiyle kalın...

HADİ GİDİYORUZ...
















Benim sevgili miniklerim Coşkun ve Deniz'in objektifinden mini bir geziye(bizim köye doğru) ne dersiniz?


Ankara'nın o soğuk günlerinde çok özledim biliyor musunuz oraları? İklim olarak çok sıcak olduğunu söyleyemesem de, insanı ne kadar ısıtabildiğini fotoğraflardan da anlamışsınızdır zaten. Tabi çıtır çıtır yanan sobanın arkasında kıvrılıp uyumak var bir de...Hele hele karanlıksa ve odanız sobanın aleviyle aydınlanıyorsa, odunların çıtırtısı ninniniz oluyorsa...




UZUN BİR ARADAN SONRA...











Farkındayım, uzunca bir süredir hiç birşey yazamadım. Ama nedense hep aklımda bir şeyler varken, parmaklarım klavyeye gitmedi. Önce sağlık sorunlarım, sonra da yoğun geçen günlerin temposu alıkoydu beni diyebilirim. Aslında bu süre içinde çok da güzel lezzetleri keşfettim, ama fotoğraflama imkanım olmadı. Son bir kaç güne sığdırılmış olanları paylaşmak istedim.
Annemin zeytinli ve peynirli açmaları ve benim tırtıl kurabiyelerim...
Tariflerini ise yakında yayınlayacağım...

9 Mart 2008 Pazar

21 Ocak 2008 Pazartesi

YİNE BAŞLADI ÖZLEM...

Ah ya... Ne güzel bir haftasonuydu. Çok uzun zamandan beri geçirdiğim en güzel hafta sonlarından biriydi. Benim için çok özel bir insan olan, kuzenden öte, arkadaş, arkadaştan öte biriciğim olan Binnur'um geldi hafta sonu sevgili eşiyle birlikte. Öyle güzel vakit geçirdik ki! Hafta sonumuzu güzelleştirdiler, rüya gibi yaşattılar ve gittiler. Ve ben bu sabah uyandığımda rüya gördüğümü düşündüm.

Yeterince sarılamadığımı düşündüm Binnuruma, özlem gideremediğimi düşündüm. Yetmezdi çünkü iki gün bizim özlemlerimizi, sevgilerimizi sığdırmaya. Çünkü öyle yoğun yaşıyoruz ki duygularımızı...

Teşekkür ederim ailemizin yeni üyesi Ertan. Geldiniz ve bizi mutlu kıldınız, tıpkı yıllardır ailemizin içindeymişsiniz gibi dostluk yaşattınız, bir çok eş gibi davranmayıp kuzenleri buluşturduğunuz için teşekkür ederiz. Kuzenimle mutluluğunuz daim olsun...Benim kuzenime de senin gibi bir eş yakışırdı zaten...

Sevgili Binnur'um... İyi ki varsın, sana doyum olmuyor gerçekten. Keşke daha uzun zamanlarımız olsa birlikte geçirebileceğimiz, keşke aynı şehirde yaşasak...

Eller sallandı giden otobüsün ardından, buruk duygular yaşandı bir sevinçten, bir üzüntüden...Bir hoşçakal sesi geldi yürekten, tekrar kavuşmak içindi tüm veda sesleri...

Ve sevgili Rabbim, sana şükürler olsun bana böyle güzel duygular yaşattığın için, bu duygunun adı"özlem" bile olsa özleyeceğim insanları bana verdiğin için teşekkür ederim.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Dostum'a...

Az önce bir dostun sesini duydum, bir "can"ın... Bir şeyler paylaşmayı çok özlediğim bir çift gözü özlediğimi hissettim. Dostumdu benim, aksayarak dolaştığım ruhumun yalnız diyarlarının arkadaşıydı, kendimden sakladıklarımın şahidiydi. Özlemiştim onu, hem de çok. O şimdi bir yerlerde, yanlış anlamayın, aslında çok uzaklarda değil, yakınlarda bir yerlerde. Sesiyle hissettirdi bana yeniden sıcaklığını, gülüşüyle hissettirdi. Ama artık canım sıkıldığında gidebileceğim iki adım ötemde değildi, bir paket çikolatamı paylaşacağım, çayımın dumanının üzerinden bakabileceğim yerde değildi. Ne kıymetliymiş oysaki birlikte geçen zamanlar, hakkıyla tadını alabildik mi acaba?

Sevgili Sevde'm, bu satırlar senin için. Aslında dostluk üzerine yazılmış tüm satırlar senin için. Umarım seni hakedecek bir dost olurum.

İnsan sevdiği insanların gözlerinde yaşı, sesinde hüznü görmek istemez ya, bilirsin, umarım hakettiğin kadar mutlu olursun her zaman...Umarım bir gün yine ayın kayboluşu bizim saatimiz olur, birlikte yudumlarız sıcak kahvemizi, kahkalarımız eş olur birbirine.

Umarım mutlu oluruz ay kayboldukdan sonra başımızı koyduğumuz yastıklarımızda, huzurlu...